Karma Felsefesi: Etki-Tepki Yasası

Etki tepki kısaca, ne ekersen, onu biçersin demek. Eğer biliyorsam ne ekersem onu biçerim, ben iyi şeyler ektim bence, sonuçta iyi de bir insanım. Ya da eminsem zaten ilahi adalet var? İçim çok rahat olmalı. Peki neden yaşadığım şuan ki bunca acı? İyi şeyler ekmiştim ben oysa...


Nedir ilahi adalet? Yapan bulur değil mi, peki bu laf acaba içimize su mu serpiyor biraz? Oh mu diyoruz içten içe acaba, ben ona bir şey yapmadım veya yapamadım, Allah yapar nasılsa ona, bizim de durum eşitlenir diye mi düşünüyoruz? Arkasındaki duygumuz bu mudur acaba? Ama İlahi adalet derken de kendimizi çok maneviyatlı sayarı üstelik, aslında arkada Allah'ın bizim adımıza intikam almasını dileriz. İntikam için O'na sığınarak kendimizi yüceleştirebiliriz. Çünkü aslında, dışarıda adeletin olup olmaması, benim yine de adil davranmayacağım anlamına gelmiyor!

Peki o zaman soru şu- ben hep iyi bir insanımdır, çünkü kimse kötü niyetle bir şey yaptığını düşünmez, herkes kendi çıkarları konusunda yaşadığı için ben de ne ah aldım, oh be ne kadar da kötüyüm demez. Sürekli iyilik yapan ben, neden karşılaşırım bunca kötülükle? Zorlukla karşılaşabiliriz o ayrı, ama şunu çok duymuyor muyuz,

O zaman neden bunca mutsuzluk ve ıstırap?

Beklenti kaynaklıdır, ıstırapların çoğu. Beklenti nereden kaynaklanır? Arzudan. Henüz gerçekleşmemiş arzudan. Buddha o nedenle, arzunun bir acı kaynağı olduğunu söyler. Bütün spiritual öğretilerde arzunun bir acı kaynağı olarak yer aldığını okuruz. O zaman arzularımızı mı öldüreyim??


Etki tepki dediğimizde, bu bazı çeşit davranışların bazı çeşit sonuçlar doğuracağı anlamına gelir. Ders çalışırsanız, sınıfı geçersiniz. 2 ile 2 yi çarparsanız 4 elde edersiniz. Nem yeterli miktara ulaşırsa yağmur yağar. Bu sonuçlara iyi veya kötü algısını yerleştiren, bizizdir, ortada sadece etki ve bir tepki vardır aslında. Yağmurun yağması benim çıkarıma göre iyi/kötüdür. Köyde yaşıyorsanız ekinler için yağmur isterseniz, şehirde yaşıyorsanız çamur istemezsin. O nedenle, iyi ve kötü tamamen algısaldır, görecilidir. Akıldadır. Etki nem Tepki yağmur – duygu üreten ben- ah yağmur veya oh yağmur diyen ben.

Fiilin yasası etki-tepki üzerine kuruludur, doğru. O nedenle takip edilebilir, oranlıdır, tahmin edilebilir. Yani ders çalışma fiilini gerçekleştirirseniz, sınıfı geçeceğimi bilirim. Aa ders çalıştım ne ilginç aferin, allah belamı versin sınıfı geçtim demeyiz. Sağlıklı beslenirsem, sağlıklı bir bedene sahip olurum, fast-food yersem selülitler, hastalıklarla uğraşırım. Etki ve tepki bu nedenle ön görülebilir. Stres kaynaklı hastalıklar da bir tepkidir aslında, etkiyi kestiğinizde tepki de kaybolur ortadan.

Herşey kendi doğasına göre hareket eder. Işık parlar. Parlamasına şaşırmayız. Biz isim ve biçimlere (nama&rupa) ya takılırız. Şöyle de parladı şurdan da nasıl parladı.. o bizde duygu yaratır. Ya da şöyle de yedi, bunu da yedi..

Aynı şey iç organlar içinde geçerlidir. Akciğer, karaciğere vay nasıl da çalıştın bugün der mi? Herkes görevini sakince yapar.

Çalıştın sınıfı geçtin. Şaşırmazsın. Bilirsin hatta sınavlardan ne alacağını. Karmadan once konuşmamız gereken şey o nedenle dharma’dır. Dharma görevlerimiz demektir. Annelik, kızlık, vatandandaşlık, öğrencilik… Bir öğrenci ders çalıştığı için övgü almasına gerek yoktur, onu öven benim ondan beklentimdir. Ya da çocuk ders çalışıyor bir sürü matematik,fizik dersleri veriliyor aile tarafından. Çocuk yapıyor da yüksek not da alıyor ama mutlu mu? Artık biliyoruz ki ebeveynler bu konuda daha bilinçliler, çocuklarının yönelimlerini takip etmeye başlıyorlar ve onları bu doğrultuda motive edebiliyorlar günümüzde. Bu da önümüzdeki çağlardaki meslek mutlulukların artışını gösterecektir bize.

Onun doğasını anladığımızda bu durum bizde bir duygu yaratmaz. Ateş varsa eğer ortada bir yakma işlemi de olmalı. Neden yandım ki demezsiniz, ateş yakar çünkü. Su varsa eğer bir akışkanlık vardır, bu suya da bak hele beni nasıl da ıslattı demeyiz.

Olduğu gibi olan herşey bizde bir duygu yaratmaz. Dişini sadece fırçalarsın. Anne olduğun için sadece süt emzirirsin.

Geri kalanı aklın bir yorumudur.

O zaman neden bunca mutsuzluk ve ıstırap?

Patanjali Sutralarda şöyle söyler: S 4.10: Mutluluğa duyulan susuzluk ebedir; arzuların başlangıcı yoktur.

Deneyimlerin tümü mutluluk arzusundan sonra gelir. Zira her yeni deneyim geçmiş deneyimlerinde kaynaklanan eğilime göre geliştirilir; bu nedenle arzunun başlangıcı yoktur.


Üstüne düşünün, sorularınız varsa bana yazın.

Sevgiler,

Örge Sarızeybek