OM (aum) Nedir?


AUM (OM) – Nedir?


Mandukya Upanishad şöyle başlar: Sarvam Omkāra eva: Gerçekten, herşey OM’dur. Ve devam eder: Om, sıradan insanların dilinde kullanılan bir kelime değil, ya da dile geldiğinde yaratılan bir kelime değildir. Om, hiç bir şeye vurgu yaparak her şey olmasından dolayı kendi hakkıyla zaten var olur. Om, kozmik bir titreşimdir. Om bizim tarafımızdan söylenen, yaratılan, keşfedilen değildir. O zaman neden OM mantrasını söyleriz? Kendi hakkı gereği var olan, kendi özümüzle olan bağı kurmak için. Bu bağ kendisini ses titreşimi olarak OM formunda ifade eder.

Yüce Gerçeklik OM formunda (rupa; form) bir isimdir (nama; isim). Dünyadaki şeylerin hep bir isimi vardır. Ailemizdekilerin, iş yerimizdeki şeylerin, insanların ve nesnelerin isimleri vardır... Tanrı’ya da Tanrı (Ishvara) diyerek bir isim vermişizdir. Hatta bize verilen bazı isimler bizi memnun (maharaj) veya memnunsuz (ass) hissettirebilir. Örneğin siz bu yazıyı okurken, biri çıkıp birden Yılan! Diye bağırsa birden aklınızda büyük bir dalgalanma başlar çünkü isimlerin kendi algımıza göre zihnimizde bir anlam karşılığı vardır. Dünyadaki her formun bir ismi ve ona bağlı bir anlamı vardır.

OM evrensel titreşimdir. Bir müzik kutusunda A, B, C ... vs tuşlarına bastığınızda kendisine has sesleri çıkarırlar, OM tuşuna bastığınızda ise tüm müzik kutusu harmoni içinde titreşir.

Hastalık, çirkinlik, deprem, atom bombası, savaş kelimeleri söylendiğinde zihninizde ona bağlı anlamlar uyanır ve sistemimizde ona bağlı titreşimi yaratır. OM böyle sıradan kelimeler gibi değildir, söylediklerine göre OM yaratılışın başlangıcındaki sestir, evrensel titreşimin kendisidir.

OM’un tefekkürü ile kendi titreşimimiz evrensel titreşimle aynı anda harmoni içinde akar. Kendimizi evrenden uzaklaştırmak yerine, ona doğru, onunla harmoni içinde oluruz.

OM tekrarlarla söylenirken, akılda evrensellik üzerinde odaklanmalıdır. Burada japa (mantra) ve dhyana (meditasyon) birliktedir. O halde, isim ve formda bir aradadır.

Her zaman OM’dur çünkü zamansızdır. Ne geçmiş, ne gelecek ne de şimdidir. Geçici ve Sonsuz olandır.

Düşüncelerimize ses vererek onları kelimelere dönüştürürüz. Yani, düşüncenin tezahürü kullanılan kelimelerdir. Kelimeler her dilde farklı anlamlar kazansa da, bunu ortak bir paydada toplayan hecenin AUM olduğuna kanaat getirilmiş ve AUM tüm toplumlar tarafından binlerce yıldır kabul edilmiştir.

AUM doğanın her seviyesine titreşimsel olarak ; ışık (satva) , dinamik yaratıcılık (rajas) ve mükemmel hareketsizlik (tamas) tanımlarına karşılık gelir.

Ses bilimi açısından incelendiğinde, önce A, sonra U, sonra da M sesinin çıkarılması gerekir. Bildiğiniz tüm sesleri deneyin, A sesinden M sesine ancak U ile geçiş yapabileceğinizi (ağız hareketlerinizi iyi takip ederek) göreceksiniz.

A sesi (A-kara) kök sestir ve dile ve damağa dokunmadan, ağız açıkken kolayca çıkarılır. Bir şey söyleyeceğimiz zamanda önce ağzımızı açmamız gerekir. Bu spiritüel görüş ile şu şekilde desteklenir:

Hindistan'da varlığına inanılan Brahma tanrısıyla A sesi bağdaştırılır. Brahma, yaratılışın tanrısıdır. Tüm yaratımdan sorumludur. A sesinin yarattığı titreşim, Brahma'yı temsil eder. Kısaca, A sesini çıkarmak için ağzınızı açmanız gerekir, aynı hayatınızda bir şeye önce başlamanız veya onu yaratmanız gerektiği gibi: Herşey doğar. Satva Guna

Her ses bizi farklı bir bilinç seviyesine taşır.

A – metaryal dünyanın sesidir, fiziksel çevredir. Bedenin alt ekstremitesi üzerinde direk etkilidir.

M sesi (M-kara) ise, fonetik açıdan incelendiğinde tamamen ağızın kapalı olması gerekir. Ağzınız kapalıyken başka bir ses söyleyemezsiniz. Bir deneyin, Mmm sesini çıkardıktan sonra başka bir heceye geçilemez çünkü M sesi çıkarmak için ağzın tamamen kapalı olması gereklidir. Spiritüel olarak bu görüş şöyle açıklanır: Başlanılan her iş doğası gereği bitmek zorundadır. Hayatlarımız da öyle. O nedenle, M sesi bitişi temsil eder. Bu görüş Şiva tanrısıyla temsil edilir. Şiva, yok edici olarak bilinir. Hayatımızda ne kaybolur, yok olursa bu Şiva’nın işidir. Şiva yok eder ki yerine yenisi gelebilsin diyedir. Şiva, dönüştürmek için yıkar. Aslında, transfarmasyondan (dönüşümden) sorumludur. Yoga da kişiye dönüşüm sağladığı için yoganın tanrısı da Şiva olarak adlandırabilir. Burada hecenin sonu, yani yok oluş'a bir göndermedir: Her şey ölür. Tamas Guna

M- zihnin ötesindedir, enerjinin ötesindedir. Başın tepesinden yukarıya doğru uzanır. M- kara bedenin baş bölgesi üzerinde direk etkilidir.

U sesi (U-kara) ise, fonetik olarak, M sesine geçebilmek için ara sestir. A sesinden M sesine, sadece U sesi ile geçiş yapılabilir çünkü U sesi, ağızdaki ses zeminini başından sonuna dek geçer. U rajas gunadır.

Spiritüel olarak U sesi, Vişnu tanrısıyla bağdaştırılmıştır. Vişnu, koruyucu tanrıdır. Yaşamın devamlılığını sembolize eder: Her şey doğar, büyür ve ölür.

Bu nedenlerle, OM sesi tüm seslerin bütününü ifade eder. Bir şeye başlamak için önce ağzınızı açmanız gerekir, yani A sesi, bir şeye devam etmek için (geçiş ses olduğu için) U sesini çıkarırız, ve bir şeyi bitirmek için M sesini çıkarırız çünkü ağzımızı tamamen kapamamız gereken ses bu sestir. Tüm çeşitli ses matrislerinin doğal sembolü bu nedenle AUM'dur. Böylelikle, olası tüm dizilimleri ve söylenebilecek olası tüm kelimeleri ifade etmiş oluruz.

AUM sesinin sonu, sessizliktir. Yani AUM hecesinin 4. hecesi sessizliği sembolize eder. (1-A, 2-U, 3-M, 4-Sessizlik) AUM için sessizliğinin sesi denmesi de sebeplerinden biri de budur. Ancak her şeyi kapsar. Evrenin sesidir.

Om kelimesinin tekrarının ve üzerine tefekkürün amacı içe dönüş gücünün artıracağı yönündedir. Çünkü aklınızı bir heceye odaklı hale getirebilirsiniz. Bu aynı zamanda bir odaklanma çalışmasıdır. Bir kitap okurken bile odağımızı kaybettiğimiz olur. Bu gibi OM çalışmalarıyla odak güçlendirmeyi hedefleyebiliriz:

OM Meditasyonu Sadhana Çalışması: Gün içinde toplam kaç OM diyeceğiniz size bağlı. Ama aklınıza istemediğiniz bir şey geldiğinde OM OM OM ... diyebilirsiniz, böylelikle akıl OM hecesine odaklanmaya başlayacak ve aklınıza gelen düşünceler kaybolup yerini OM hecesi alacaktır. Düşünceler yerini OM’a bırakacak, akıl sakin tavrına dönüş yapacaktır. Hatta OM hecesini söylemeyi bıraktığınızda bile, aklınızda arka fonda söylemeyi bıraktığınız bir OM OM OM... sesi belli bir süre daha kalacaktır. Böylelikle o anda, aklınıza gelenleri OM ile yer değiştirmiş olacak, aklımızın ve iç doğamızın kontrolünü kendi elimize almaya başlamış oluruz.

Hiçbir ses uzayda kaybolmaz. Ses bir yere çarpar ve geri döner. O nedenle, OM’un tekrarı çok yüksek ile bağırma seviyesinde söylendiğinde ses dağılacaktır. Her hece bedenin üzerinde hissedilecek şekilde, kendi tonlaması deneyim yoluyla bulunabilir.

Sadhana (İç Çalışma) : OM Meditasyon Çalışmasını günde 12’şer dakika 2 hafta boyunca uygulayıp, kendinizi gözlemleyiniz. (Svadhyaya)



Yazan: Örge Sarızeybek